Hayatın % 90 - %10 Sırrı / İbrahim Erol

      Share

      Kimileri yaşadığı üzücü hadiselerden kaderi sorumlu tutar. Kimilerine göreyse de kendinden başka herkes suçludur. Tam bu noktada belki de tecrübelerle sabit olan bir söz karşımıza çıkar:

       “Başımıza ne geldiği değil, o anda nasıl davrandığımız önemlidir”. İşte şimdi kaleme alacağımız yazı, yukarıda ifade ettiğimiz sözün ders çıkarılacak bir hikâyeye dönüşmüş hali…

      Bu hayatın sadece % 10 luk gibi cüz-i bir kısmı bizim başımıza gelenlerden oluşur. Geriye kalan % 90’lık gibi büyük bir kısmıysa, bu başımıza gelenler karşısında nasıl davranacağımızla alakalı gelişir.

      Güzel bir sabah ve ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz. Kızınız yanlışlıkla çay bardağına çarpıyor ve bir bardak dolusu çay gömleğinizin üzerine dökülüyor. Biraz önce olan bu olay üzerinde hiçbir kontrolünüz yok. Fakat daha sonra olacaklar ise tamamen sizin bu olaya vereceğiniz tepkiye göre gelişecek…

      Kızınızın, çayı üzerinize döktüğü için lanet ediyorsunuz ve onu kaba bir şekilde azarlıyorsunuz. Bu azar sebebiyle kızınız üzülüyor ve ağlamaya başlıyor. Kızınızı azarladıktan sonra eşinize dönüyor ve çay bardağını masanın kenarına çok yakın koyduğu için onu da eleştiriyorsunuz. Aranızda kısa süreli bir tartışma yaşanıyor. Ardından masadan sinirli bir şekilde kalkıp odanıza gidiyorsunuz ve gömleğinizi değiştiriyorsunuz. Geri döndüğünüzde kızınızı ağlamaktan dolayı kahvaltısını bitirememiş ve okul servisini kaçırmış bir halde buluyorsunuz. Eşinizin ise işe gitmesi için hemen çıkması gerekiyor. Hemen aceleyle arabanıza koşuyorsunuz ve kızınızı okula bırakmak için harekete geçiyorsunuz. Geç kaldığınız için şehir içinde 50 km olan hız limitini aşıp saatte 70 km ile arabanızı kullanıyorsunuz. Hız limitini aştığınız için trafik polisine ödediğiniz para cezasından sonra on beş dakikalık bir gecikmeyle kızınızın okuluna ulaşıyorsunuz.

      Kızınız size hoşça kal demeden okula koşuyor. Çalıştığınız ofise yirmi dakika gecikmeyle geliyorsunuz, üstelik bu sırada evrak çantanızı da evde unuttuğunuzu fark ediyorsunuz. Gününüzün korkunç bir şekilde başladığını ve gittikçe daha da kötüleştiğini düşünüyorsunuz. Eve gitmeyi dört gözle bekliyorsunuz. Eve gidince de eşinizle ve kızınızla olan ilişkilerinizde araya sıkıştığınızı zannediyorsunuz.

      Neden?

      Neden kötü bir gün geçirdiniz?

      a)      Dökülen çay sebep oldu

      b)      Kızınız sebep oldu

      c)      Polis sebep oldu

      d)      Siz sebep oldunuz

      Doğru cevap “d” seçeneği. Yani siz sebep oldunuz. Çayın üzerinize dökülmesinde sizin herhangi bir kontrolünüz yoktu. Fakat gününüzün geri kalanının kötü geçmesinde çay döküldükten sonraki o beş saniye içerisindeki davranışlarınız etkili oldu.

      Oysaki şöyle olması gerekirdi…

      Üzerinize çay döküldü ve kızınız ağlamak üzere. Siz nazikçe “tamam tatlım” bir daha ki sefere daha dikkatli olmalısın diyerek havlunuzu aldığınız gibi odanıza giderek gömleğinizi değiştiriyorsunuz. Evrak çantanızı alıp evden çıkarken o sırada kızınızın da okul servisine bindiğini görüyorsunuz. Kızınız geri dönüp size el sallıyor. Siz de evden ayrılıp işe beş dakika önce geliyorsunuz ve ofisteki çalışma arkadaşlarınıza neşeli bir şekilde selam veriyorsunuz.

      Aynı başlayan fakat farklı biten iki ayrı senaryo. Çok azımızın farkında olduğu % 90 - % 10 sırrı. İnsanlar hasta olur, arabalar bozulur, uçaklar gecikir, bütün planlarımız alt üst olur veya trafikte başka bir sürücü canımızı sıkar. Bu saydığımız % 10’luk kısım tamamen bizim kontrolümüz dışında gerçekleşir. Fakat geri kalan ve asıl önemli kısım olan % 90’lık kısmı belirlemek ise olaylara nasıl tepki verdiğimizle alakalı olarak bizim elimizde.

      En başta da söylediğimiz gibi: “Başımıza ne geldiği değil, nasıl tepki verdiğimiz önemli”…

      • Hits: 861 clicks

      Tecox component by www.teglo.info